IMG_9720

Kadın Gözüyle Lizbon

Lizbon’a gidecekseniz veya sadece merak ettiğiniz için Lizbon hakkında bilgi edinmek istiyorsanız bir çok kaynağa, kolayca ulaşabilirsiniz. Ben size Lizbon’un İstanbul’a benzer şekilde (tabi bence eline su dökemez ama :) 7 tepe üzerinde kurulu olduğundan, ya da bizim boğaz köprümüze (daha doğrusu San Francisco’daki köprü gibi) benzer bir köprüsünden, yüzlerce yıllık tarihinden, son derece leziz deniz ürünlerinden veya tatlılarından bahsetmeyeceğim.

Ben biraz daha “kadınca” takılacağım. 😉

Öncelikle siz siz olun, sakın topuklu ayakkabı ile gitmeyin Lizbon’a!

Neden mi? Tüm kaldırımlar, hatta neredeyse yollar bizim “Arnavut kaldırımı” dediğimiz cinsten parke taşlarla döşenmiş. Öyle düz ve tek renk değil, harika desenlerle sanki resimler yapılmış sokaklarda. Estetik olarak harika görüntü oluşturan bu taşların, topuklu giymemize engeli sadece aralarındaki boşluklar değil, buna ek olarak taşların kendinden cilalı olmaları!

Fayansın sadece iç mekanda kullanılmadığını görecek ve binaların dış duvarlarındaki çinilere hayran kalacaksınız. Çinilerin desen ve renkleri size “Acaba ben Kütahya’da mıyım?” dedirtecek cinsten. Koca bir binayı alamazsınız ama bir küçük çini örneğini almanız mümkün. Hiç olmazsa buzdolabı süsünüz olur ve Lizbon’u hatırlarsınız. :)

IMG_9721

IMG_9720

Umarım “asansör korkunuz” yok! Çünkü tepeler üzerine kurulu Lizbon’da yaya ulaşımını kolaylaştırmak için eski-yeni bir çok asansör mevcut. Eğer o yokuşları inip çıkacak kondisyona sahip değilseniz asansörlere “nimet” gözüyle bakacaksınız; ya da seyahatiniz öncesinde Shapes’te spor yapacaksınız. :) Şaka bir yana sadece yorulmaktan kurtulmak değil, özellikle tarihi asansörün keyfine de varacaksınız.

Alışveriş manyağı iseniz, ki olmayanımız var mı? 😉 Ayakkabı-çanta kesinlikle ucuz. Özellikle “Parfois” diye bir marka var ki… Ayakkabı, çanta ve aksesuarda çok iyiler. Tasarımları Portekiz’de yapılıyor ama üretim Uzak Doğu’da imiş. Bu nedenle de fiyatlar uygun. 50’ye yakın ülkede varlar. Niye hala Türkiye’ye gelmemişler şaştım.

İşçiliğin ve asgari ücretin nispeten düşük olduğu bir Avrupa ülkesi olması nedeniyle el işçiliği yaygın. Ucuz değil ama yaygın. Mesela takılarda benim özellikle dikkatimi çeken “Filigrana” ve “Renda de bilros” denen iki çalışma şekli var.

Filigrana da çok yaygın bir motif var, benim ilk bakışta “baykuş” motifine benzettiğim. Ama sadece benziyor. Dikkatle inceleyince farkı anlıyorsunuz. Bu motifleri nakışlarda da görmek mümkün. Fiyatlar biraz yüksek. :(

Fligranayı “Trabzon işi” olarak bildiğim “telkâri” ye çok benzettim. Çok zevkli modeller mevcut. Renda de bilros ise hem takıda hem de nakışlarda görülüyor, zaten anlamı da dantel. 😉

IMG_9709

Dikkatimi çeken bir özel materyal de “mantar”! Yenilen mantar değil, şişe mantarı.

Dünya mantar üretiminin % 70’ini karşılayan Portekiz’de mantarı deri gibi kullanmışlar. Defter kapakları, cüzdanlar, çantalar, şemsiyeler, aksesuarlar.. Doğal görünümü ve dayanıklılığı ile son derece keyifli bir materyal. Ben de dayanamayıp birkaç hediyelik aldım.

IMG_9713

IMG_9712

Tatili gelenler… Haydi Lizbon’a!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir